Gülen Yüzler…

Aman Allah’ım, sanırım bütün yüz kaslarımı hissediyorum; kaz ayaklarım ve babaannemin yadigarı
yanaklarımda beliren çizgiler.
“O da ne, gözlerim mi doldu? “
Ne dolması, sabah gözüme sürdüğüm kalem, gözyaşımla karışmış süzülüyor yanaklarıma doğru ve
karnımda hissettiğim hafiften bir ağrı.
Bana ne mi oluyor?
Trajikomik bir hikayeye hakkını vererek, geeerrrçekten bütün ruhumla ve bedenimle gülüyorum.
“Gülmek, fırtınalı gökte doğan bir gökkuşağına benzer” demiş; Anastasius Grün.
Sanırım şuan yedi rengimle pırıl pırıl göz alıyorum… ve hayatı yaşamaya değer kılıyorum.
Sosyal bir iletişim aracı, sağlıklı, ruhsal bir etkinlik olan ve biz insanları diğer canlılardan ayıran
gülme; iletişime duygusal bir içerik katarak, iki insan arasında en yakın mesafeyi kurar.
“Gülmek” denilince ilk akla gelen iyi, pozitif bir şeymiş gibi düşünülse de; aşırı öz güvenlileri; kendi
üstünlüğünü diğerlerinin zayıflığı karşısında baskın görüp, anlık zafer duygusu ile tepeden bakarak,
aşağılarcasına gülenleri; yanlış yapmaktan masum olup, zayıflığını göremeyenleri ve delileri de
unutmamak lazım.
Ben şu an nelere mi gülüyorum?
Akıl ve duygularımın senkronu ile komik olan şakalara, filmlere, hikayelere, bazı görsellere, belki de
bir müziğe, yere düştüğüme, bazen kendi kendime mırıldanmama, zor anlarıma, mizahi birçok
şeye, ha bir de hala daha gıdıklanmaya…
Bir yandan da şunu düşünüyorum; “yaşımdan ötürü, yüzümün çabuk kırışmaması için acaba daha
çok ruhumla mı yoksa yüzümle mi gülüyorum?”
Şundan kesinlikle eminim ki, ruhum geeerrrçekten hakkını vererek gülüyor, gözlerim göz alıcı
olmasalar da geeerrrçeten pırıl pırıl parlıyorlar, mimiklerim ise bazen kontrolü elden bıraktığımda,
gülüyor, gülüyor, gülüyor, …
Şu yazıyı okurken bile; ruhunuzda, gözlerinizde ve yüzünüzde bir tebessüm bile oluşturabiliyorsam,
ne mutlu bana.
Peki siz; “Mutlu olduğunuz için mi gülüyorsunuz, yoksa güldüğünüz için mi mutlusunuz?"









Yorumlar