Kendimi Kabul Ediyorum…

Bundan seneleeerrrce önce doğduğum gün; babamın ilk göz ağrısı, annemin ilk bebeği, 14 ay
sonra da kardeşimin ablası oldum. Ben Süheyla, ilk, orta, lise ve yüksekokulu Çanakkale’de
okuduktan sonra, sanırım burada öleceğim diye düşünürken; iş hayatıyla kendini İstanbul’da
bulan şanslı insan…
Çocukluk yıllarım tam anlamıyla doya doya geçti. Sanırım bunda küçük bir yerde yaşamış
olmamın ve 30 sene önceki yıllara tekabül etmesinin etkisi büyük oldu. Çayırlarda oynanan
oyunlar, piknikler, arkadaşlıklar ve aile kavramı… Dolayısıyla sevgi ve saygı.
İş hayatım ve İstanbul’a gelişimle yepyeni, zor ve bir o kadar da beni olgunlaştıran bir
dönemin başlangıcı oldu. İki yıl boyunca ailemin yanına dönme arzusu ve bunun mümkün
olmayacağını anlayınca “ya bu deveyi güdersin ya da bu diyardan gidersin” mantığıyla
durumu kabullenip, uyumlanma çabalarım.
Sancılı olan ve konfor alanımın kapısını çalan bu dönemde; sevgi, saygı, güven olan
değerlerime yenilerin de eklenmesiyle küçük ve birkaç rengin hakim olduğu resmim
büyümeye başladı. Her geçen gün ve yıl resmime yeni bir renk, bir şekil daha katabilme
arzusu; bazen çizgileri sert ve renkleri de soluk yaptı. İşte benim fırça darbelerimle tablom;
sevgi/ aşk, aile, anlamlılık, samimiyet, cesaret, disiplin, bütünlük, adalet, farkındalık, netlik,
keyif, kararlılık, özgürlük, saygı, sorumluluk, uyum, yaratıcılık, keşif ve tabiî ki mutluluk.
“Ben bir kişiyim. Ama gene de biriyim. Her şeyi yapamam ama gene de bir şeyler
yapabilirim. O yapabileceğim bir şeyleri yapmayı asla reddetmeyeceğim.”
HELEN KELLER
Süheyla’yı artıları, eksileri, bütün renkleriyle seviyorum ve kabul ediyorum.









Yorumlar