top of page

Gizli Kalmış Güzellik "Çardak"

4 Şub 2015
2 dakikada okunur

Doğup büyüdüğüm, çocukluğumun nasıl geçtiğini anlamadığım ve belki de her sokağını

bildiğim… Hala daha şunu düşünürüm, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen orada büyüyen

çocukların şimdi bile çok şanslı olduğunu. Mavi ve yeşilin baharın gelmesiyle diğer renklerle

dansı ve onlara eşlik eden baharın kokusu.

İş hayatına başlayıp ta İstanbul’a gelmemle kısmen de olsa uzaklaşmak zorunda kaldım. Nerelisin diye soranlara da Çardak’ı bir sonraki paragrafta yazdığım gibi anlatırdım. Çünkü burayı bilen ya fazla yok ya da bana denk gelmedi bugüne kadar…

Çanakkale’ye 37 km Lapseki’ye 5 km uzaklıkta Gelibolu’nun tam karşısında gizli kalmış bir güzelliktir Çardak. Baharın gelmesiyle traktör seslerinin duyulmaya başlaması artık kış uykusundan uyanmanın habercisidir. Halkının çoğunluğunun çiftçilikle uğraştığı ve bu yüzdende neredeyse herkesin birbirini tanıdığı, evlerden taze meyve sebzenin eksik olmadığı bir beldedir… Yazın gelmesiyle havaya karışan domates, elma, şeftali, üzüm, kiraz,… kokuları … Sanırım anlatılmaz yaşanır ve tadılır.

Bu arada doğal güzelliğinden bahsetmemek haksızlık olur. Sahilde otururken güneşin batışını izlemek bile başka bir haz verir insana, mutluluk bu olsa gerek dersin o an. Tarihe konu olmuş ve panayırın son günü yapılan “Kum Günü” bile hayatımızda bir kere olsun plajının keyfini çıkarmaya bir sebeptir. Az da olsa duygularımdan bahsettikten sonra birazda burayı önemli ve özel kılan unsurlara değinmek isterim, sizi fazla sıkmadan. Ne derdersiniz?

Çardak Osmanlının Asya’dan Avrupa’ya ilk geçiş yeridir. 660 yıl önce Gazi Süleyman Paşa otağını buraya kurar ve rivayete göre ‘Nereye gidiyorsun?’ dediklerinde ‘Çağırdağa gidiyorum’ der. Bugünkü adıyla Çardak ismi buradan gelmiştir.

Donanması olmayan Osmanlı Beyliği Rumeli’ye sallarla geçmeyi düşünür ve bu salları da gizlilik içinde yapmak için ormanlık bir alan olan bugünkü adıyla “Salbaş” adı verilen mevkide iki büyük sal yapılır. Sallar kum adanın ucunda denize sürülür fakat uyuyakalan Evliya Kızıl Deli Sultan durumu fark ettiğinde donanma çoktan yol almıştır.

Bunun üzerine eteğine kum alıp, denize serperek sallara doğru yürümeye başlar. Kumu serptiği yer yol olmaktadır. Saldakiler bakarlar ki Evliya boğazı bölecek, dururlar ve sala alırlar. Donanma Gelibolu’ya çıkarak Çimpe kalesini alır ve bir tarih yazılır. Farklı bir efsanesi olan ve kimilerine göre de şifalı olduğu söylenen ve 26 Ağustosta (Panayırın son günü) yapılan Kum Günüyle de böyle özel bir plajda insanlar şifa ararlar.

Gazi Yakup Bey zamanından kalma eserler halen korunmakta olup iki yıldır Tarihi Handa Çardaklı Sanatçılar Sergisi Panayır boyunca ziyarete açıktır. Bu kadar Panayır kelimesini kullandıktan sonra birazda bundan bahsetmeden geçemeyeceğim. Çardak Panayırı 22-26 Ağustos tarihlerinde 281 yıldır yapılmaktadır. Aslında tam bir şölendir özellikle de çocuklar için. Alışveriş ve eğlencenin bol olduğu panayırda, meşhur ‘Kıymalı ve Soğanlı Panayır Böreğini’ yemenizi tavsiye ederim. Panayırın son günü ise Türkiye’de en büyük ikinci müsabakalar olarak kabul edilen “Çardak Yağlı Güreşleri” büyük coşkuyla 281 yıldır kutlanmaktadır.

Son sayıma göre yaklaşık 3400 nüfusu olan Çardak deniz seven, tarih seven, panayır seven, güreş seven, taze meyve sevenlerin hayatlarında bir gün mutlaka uğramaları gereken Gizli Kalmış Güzelliktir.

 
 
 

Yorumlar


© 2023 by Biz Trends. Proudly created with Wix.com

bottom of page